Sayfalar

21 Aralık 2010 Salı

FISTIK EZMELİ KURABİYE

İşte budur....
Evet sonunda başardım..
Çocukluğumdan beri böyle Amerikan filmlerinde tombiş yaşlı teyzelerin misafir çocuklara " Al bakalım fırından yeni çıktı" diyerekten ikram ettiği yayvan damla çikolatalı kurabiyeler var ya...onlara imrenir dururum...


Ne cahilsin git Starbucks var orda ye demeyin...olmaz ...Evde yapılmalı , mis mis kokusu yayılmalı eve...
Geçen yıl Kanadalı bir arkadaşımdan aldığım bir tarif..onun da annesi tarafından uygulanan bir tarifmiş...Kimse kim...Bana işte budur dedirten kalori deposu müthiş kurabiyeler....


Tarifi cup/kap ölçüsüyle verdi..Su bardağı kullanılabilir tabiki...Bu arada bizim klasik rakı bardaklarımız 1 cup ölçüsünde...Hatırlatalım...


1 cup tereyağ (oda sıcaklığında bekletilip küp küp doğranarak)
1 cup fıstık ezmesi*
1 cup toz şeker
1 cup kahverengi şeker
2 yumurta
2.5 cup un
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
0.5 tatlı kaşığı tuz
1.5 tatlı kaşığı karbonat

Dilediğiniz kadar damla çikolata


*Fıstık ezmesini evde kendim yaptım.2 su bardağı kadar tuzsuz yer fıstığını robotta uzuuuun uzuun çektim..içine 1 yemek kaşığı ayçiçek yağı ekleyerek yaptım bu işlemi...)

Tereyağı fıstık ezmesi ve şekeri karıştırıyoruz ve yumurtalarımızı da ekleyerek cıvık bir karışım elde ediyoruz...



Ayrı bir kapta da un, kabartma tozu ,karbonat ve tuzumuzu karıştırıp bu cıvık karışımımıza ekliyoruz...
Damla çikolataları da ekleyelim bu aşamada. Çok cıvık bir hamur olmamalı, elde yuvarlamalı kurabiye hamuru gibi de olmayacak..bu karışımımızı buzdolabında 1 saat bekletiyoruz...


Yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye bu karışımdan küçük parçalar alıp aralıklı olarak yerleştiriyoruz..Aralıklı olması önemli çünkü inanılmaz yayılıyorlar...Kocaman tek bir kurabiyemiz olsun istemeyiz değil mi:))



bu kurabiyelerin en önemli özelliği çok pişirilmiyor olması..fırından çıkardığınızda hafif çiğ ya da akıcı dağılabilen bir durumda oluyorlar..ama soğudukça kıvamını alıyor merak etmeyin..ben ilk denememde ne pişmez şey diyip biraz fazla kaçırmıştım..ilk izlenim süper olsada bekledikçe kaya gibi olmuşlardı..bu yüzden bu ayrıntıyı atlamayın derim..


170 °C de pişiriyorum..Benim fırınımda 18 dakika civarında pişiyorlar...Üstleri kızarmaya başlayınca yeterli demektir..


Afiyetler olsun efenim...

14 Mayıs 2010 Cuma

TAHİN VE PEKMEZ

Tahin pekmezle buluşunca ben de gitmesem olmaz...Biri doğal şeker biri doğal yağ...Düşünmeden tariflerimde kullanıyorum...

Kalori/gr olarak da bakarsak pekmez şekerin, tahin de diğer bitkisel yağların (ayçiçek ,zeytin) küçük kardeşi. :)

Uzun zamandır kek türü birşey yapmıyordum....Ama bugün tahinle pekmez birleşti...Fırına girdi.....

Dut pekmezi ve 2o cm kenarlı kare bir kek kalıbı kullandım.Bu nedenle ölçüm çay bardağı oldu.. kalıp büyütülüp su bardağı ile de yapılabilir...Bir de bu kekte yumurta yok....

Sıvı yağ olarak da mısırözü yağı kullandım..Çünkü mısırözü yağı kullanmak tereyağ kullanmanız gereken durumlarda o tada en yakın tadı veriyor...

Hımmmm.. gelelim un meselesine.. İşlenmiş un (beyaz) yasaklar listemde....Ben de yarı işlenmiş un kullandım...Tam buğday unu kullanmadım çünkü tahin ve pekmeze fazla kepek miktarının yakışmayacağını düşündüm....

Sonuç...Ben beğendim....Eşim bayıldı....

         Malzemeler...
  1. 1 çay bardağı tahin
  2. 1 çay bardağı pekmez
  3. 1 çay bardağı süt
  4. Yarım çay bardağı sıvı yağ 
  5. Kabartma tozu
  6. Vanilya
  7. Un (Klasik kek kıvamı)
  8. 2- 3 yemek kaşığı tahin (şekil vermek için)

İlk 4 malzemenin karıştırılmasının ardından yeterli miktarda un eklenir...vanilya ve kabartma tozu eklenip 1 -2 kere daha karıştırılıp kalıba alınır...Üzerine tahin dökülüp kürdan veya çatalla rastgele karıştırılıp şekil verilir...185 derecede 45-60 dk fırın ayarınıza göre pişirilir...

Afiyet olsunnnn.....



1 Nisan 2010 Perşembe

BUNLAR DOĞRU OLMASIN, SOYA SOSUYLA AŞKIMIZ BİTMESİN....



Herşey "kombu" merakımla başladı..


Dün akşam yine kurs vardı..Nohut haşlanacak ve hoca tencereye birkaç parça kombu atıyor.....


Kombu Japon ve Çin mutfağında sıklıkla kullanılan bir su yosunu. İyot, karoten B,C,D, E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, demir gibi mineraller içeriyor..Protein bakımından da oldukça zengin..Bu nedenle baklagilleri pişirirken içine kombu eklemek hem besin değerini artırıyor hen de sindirimini kolaylaştırıyormuş....Üstelik tekrar tekrar kullanılabiliyor....


Ben nereden bilirdim bu kombunun başıma ne işler açacağını....


Kombu GLUTAMAT zenginiymiş....


100 yıl önce Japon bir amca demiş ki: bizim bu çorba yaptığımız balık sosunda ne acı ne tatlı ne tuzlu ne ekşi ama çok güzel bir tat var demiş...Ne ki acaba demişler araştırmışlar. Bu sosun içinde kombu varmış, e kombuda da ne var ...glutamat....Meğer bu tadın kaynağı glutamatmış, Tadın adını da UMAMİ koymuşlar...Bağımlılık yapan, vazgeçilmez tat...


Böylece gıda dünyasına yeni bir tatlandırıcı olan msg duyrulmuş...Monosodyum glutamat.....Kanser tetikleyicisi olduğu sinir hücrelerini öldürdüğü iddiaları ile bi dönem hükümetler tarafından yasaklanmış...Şimdi Türkiyede serbest.. Bulyonlar , hazır çorbalar ,cipsler, fast food gıdalarda bulunuyor ve içindekiler kısmında E621 olarak da yazılmış olabiliyormuş. Çin tuzu olarak da biliniyor...


Umami elde etmek için bir diğer glutamat içeren şey de benim vazgeçilmezim soya sosummuş....Buğday ve soya fermante olurken bol miktarda glutamik asit ortaya çıkarıyormuş.....(Ben soya soslu yemeklerimi canım çok Umami çekti diye yapıyormuşum meğer....)


o zaman benim soya sosum da mı kanserojen, hücre öldürücü.....


Bunun yanında doğal olarak glutamat içeren besinler de var. Olgun domates, kuşkonmaz, peynir ve et az miktarda glutamat içeriyormuş..Üstelik anne sütünde inek sütünden 10 kat daha fazla glutamat varmış...Buyrun burdan...


Zararlı olandan kaçmak neredeyse imkansız hale gelmeye başlıyor artık....


Herşeyin azı karar çoğu zarar diyelim rahatlayalım o zaman...









18 Mart 2010 Perşembe

MAKROBİYOTİK BESLENME

Daha önce duymamıştım....

Dün akşam İtalyan mutfağı kursumun ( Doğal Mutfak kursu) ilk dersi vardı..10 buluşmadan oluşuyor...

İlk dersin konusu makrobiyotik beslenme idi.

Bu beslenme tarzını yaratan kişi hastalıklara teğet geçileceğini savunuyor...Vücudumuz da doğanın bir parçası,,,besinlerle denge içinde olursak hastalanmazmışız...Kulağa çok hoş geliyor...

Tariflerde yoğun olarak oriental ürünler var..Hatta burada tahin bulamıyor, Türkiyeden getiriyordum...Dün tariflerden birinde tahin vardı...Hoca Türk olduğumu bilerek bana dönüp: Sen bilirsin bu tahini dedi....
Bilmez miyim.......

Ne kadar değişik ürün varmış meğer....Dün soya fasülyesi, kereviz, havuç v.s içeren bir yemek yaptım..Şeker kullanılmadan yapılan limonlu bir tatlı da vardı....

Burdan da bazı teknikler öğrenip katı olmadan uygulanabilir..

Zira ben diyetlere isimler verip kalıplara sokmayı sevmiyorum. O kadar çok beslenme tarzı var ki...Biri yüksek lif düşük yağ kullan diyor..Biri varsa yoksa deniz ürünü diyor..Her gün yeni birşey. Hangisine kulak vereceğimizi şaşırıyoruz..Temelde yapılması gerekenler çok da farklı değil bence..Şeker ve beyaz un kesinlikle kullanmamak gerek. Sebze kurtarıcı zaten...Kullanılacaksa esmer pirinç ve makarna....

İlginizi çektiyse aşağıdaki link bilgi veriyor...Dahası için google sağolsun :))

http://www.webnaturel.com/index.asp?alt_cat_id=26&cat_id=1&ayrintiid=417

9 Mart 2010 Salı

İTALYA

İnsanların doğaya ihanet etmediği memleket...1 metrekare yeşilin ,100 metrekarelik bina temelinden daha önemli olduğu memleket...

18 aydır buradayım...Bu kadar kısa sürede bana kendi ülkemin güzelliklerinin çöpe atıldığını farkettiren, anımsatan memleket...Burada olmayı sevdim ben..Bir yerden diğerine giderken görsel şölen yaşadım...Hızlı gezilerde daha çok yere bakabilmek ,görebilmek için arkamda da gözlerim olsun istedim...

Büyük şehirler biraz hayal kırıklığı yaşattı evet...Oralarda da turist yoğunluğunu etkisini düşünürsek bu durum üzüntüyle karışık bir 'normal ama' cümlesini söyletiyor..

Her şekilde bu ülkede bulunmuş olmak çok keyifli..Nerelere gidilmiş göreceğiz....